Evlerin dekorasyon anlayışı son yirmi yılda köklü biçimde değişti; ağır ve kalabalık düzenlerin yerini sade kurgular aldı. İskandinav tarzı konusunda bugün geldiğimiz nokta, bu dönüşümün doğal bir sonucu. Değişimin nedenlerine ve bugüne yansımalarına birlikte bakalım.
Bununla birlikte, bir mekanin konforu, icinde nasil yurudugunuzle olculur. Ana gecis akslarinda en az altmis santim serbest genislik birakmak, gunluk kullanimda buyuk fark yaratir.
Bu noktada, oturma gruplarinda mesafeler de onemlidir; sehpa ile koltuk arasi cok acildiginda sohbet dagilir. Kapi kanatlarinin ve cekmecelerin acilim alanlarini plana isaretlemek sonradan yasanacak carpismalari onler.
İskandinav tarzı ile ilgili tercih yaparken gunluk kullanim aliskanliklarinizi listelemek isabetli olur. Evde cok vakit geciren bir aile ile haftanin cogunu disarida gecirenlerin ihtiyaci ayni degildir. Dayaniklilik, temizlenebilirlik ve tamir edilebilirlik kriterleri de en az gorunum kadar belirleyicidir.
Çoğu zaman, iskandinav tarzı secerken ilk bakilacak sey mekanin metrekaresi, tavan yuksekligi ve dogal isik miktaridir. Bu uc veri, hangi renk tonunun ve hangi hacimdeki parcanin uygun olacagini buyuk olcude belirler. Estetik begeni ancak bu teknik cerceve icinde anlam kazanir.
Çoğu durumda, bir diger sik hata, duvar kenarina siralanmis mobilyalarin oday buyuttugu inancidir; cogu zaman sonuc bos bir orta bosluk ve dagilan bir oturma duzenidir. İskandinav tarzı konusunda acele karar verilen renk secimleri de sonradan en pahaliya mal olan pismanliklardandir.
Pratikte, en yaygin hata, mekani olcmeden alisverise cikmak ve gozle tahmin edilen boyutlara guvenmektir. Ikinci sirada her seyi ayni anda ve tek bir magazadan almak gelir; bu, mekani vitrin gorunumune sokar. Ucuncusu ise tek bir tavan armaturuyle butun odayi aydinlatmaya calismaktir.
Bu nedenle, cok amacli mekanlarda esyalarin toplanabilir olmasi belirleyicidir; katlanir masa ve tekerlekli unite gun icinde islev degistirmeyi kolaylastirir. Kablo duzenini bastan cozmek de gorsel dagiIniklik riskini azaltir.
Çoğu durumda, iskandinav tarzı konusunda karar verirken benzer islevi goren secenekleri yan yana koymak faydali olur. Maliyet, uygulama suresi, bakim yuku ve estetik esneklik dort temel karsilastirma basligidir. Cogu zaman en pahali secenek degil, kullanim senaryosuna en uygun olan kazanir.
Vitrin dolabı yaklasimi ile klasik cozumler arasindaki fark cogunlukla dayaniklilik ve degistirilebilirlik noktasinda ortaya cikar. Kisa vadede ekonomik gorunen bir tercih, uc yil icinde yenilenmek zorunda kalindiginda avantajini kaybeder. Bu yuzden karsilastirmayi toplam sahip olma maliyeti uzerinden yapmak gerekir.
Buyuk yuzeyleri sakin tonlara, kucuk yuzeyleri cesur renklere ayirmak dengeli bir sonuc verir. İskandinav tarzı secerken zemin ve mobilya renklerini birlikte degerlendirmek gerekir.
Özetle, goze hos gelen mekanlarin arkasinda cogunlukla basit oran kurallari vardir: bir odak, ona esli iki tamamlayici ve bos birakilmis nefes alanlari. Her seyi esit buyuklukte dagitmak monotonluk yaratir.
Simetri huzur, asimetri hareket hissi verir; ikisini ayni evde farkli odalarda kullanmak dengeli bir bütün olusturur. Yukseklikleri kademelendirmek de goz akisini dogal hale getirir.
Mobilya ve tekstilde sezon sonu geçişleri, yıl sonu envanter dönemleri ve büyük indirim haftaları fiyat avantajının en yüksek olduğu zamanlardır. Ancak ölçüleri ve ihtiyaç listesini önceden hazırlamak, indirim yüzünden eve uymayan parça almanın önüne geçer. Sipariş üretimi olan ürünlerde teslim süresi uzayabildiği için yenileme takvimini alışverişten en az bir iki ay önce kurmak yerinde olur.}
Genel olarak, masif ahşap, doğal taş, seramik ve tam deri gibi malzemeler ilk yatırımda pahalı görünse de on yılı aşan kullanım ömürleriyle kendini amorti eder. Yoğun kullanılan yüzeylerde suntalam yerine lake veya kaplama kalınlığı yüksek ürünleri tercih etmek şişme ve kabarma riskini düşürür. Tekstilde ise metrekare ağırlığı yüksek, sürtünme dayanımı test edilmiş kumaşlar daha geç yıpranır.
Bununla birlikte, mümkün, ancak stilleri birbirine bağlayan ortak bir unsur belirlemek şart; bu genellikle sınırlı bir renk paleti, tekrar eden bir malzeme veya benzer bir çizgi kalınlığıdır. Örneğin rustik bir ahşap masayı modern sandalyelerle birleştirirken ikisinde de aynı ton ağırlığını korumak dengeyi sağlar. Bir stili baskın, diğerini destekleyici konumda tutmak da karmaşadan kaçınmanın en kolay yoludur.}
Kural olarak, son dönemde tek kullanımlık ve hızlı tüketilen ürünler yerine onarılabilir, parçası değiştirilebilir mobilyalara yöneliş belirgin biçimde arttı. Doğal dokular, toprak tonları ve yumuşak hatlı formlar öne çıkarken, aşırı minimalizm yerine kişisel objelere yer bırakan daha sıcak düzenlemeler tercih ediliyor. Aydınlatmada ise tek tavan armatürü yerine katmanlı çözümler standart hâline geldi.
Odanın aldığı doğal ışık miktarı renk kararının en belirleyici unsurudur; kuzeye bakan loş mekânlarda sıcak ve kırık tonlar, bol ışık alan odalarda ise soğuk ve doygun renkler daha dengeli durur. Genel kural olarak üç renkli bir palet kurup bunları yüzde altmış, otuz ve on oranında dağıtmak görsel bütünlük sağlar. Boya kararını vermeden önce duvarda deneme yapıp rengi günün farklı saatlerinde gözlemlemek yanılma payını azaltır.
Genellikle, önce mekânın toplam metrekaresini ve değiştirmek istediğiniz parçaları listeleyin, ardından bütçenin yaklaşık yüzde altmışını mobilya ve aydınlatma gibi kalıcı ögelere ayırın. Kalan kısmı tekstil, halı ve aksesuar için saklamak, işin sonunda eksik kalan detayları tamamlamanızı sağlar. Küçük bir pay da beklenmedik nakliye veya montaj masrafları için ayrılmalıdır.
Renk paletinizi belirledikten sonra geri kalan kararların ne kadar hızlı verildiğini görünce şaşıracaksınız.